Güzel bir gündü işin açıkçası. Eve yorgun gelmeyi hep sevmişimdir zaten, gelir gelmez üstümü değiştirmeyi ve şöle koltuğa oturmayı... Keyfim yerinde işin açıkçası.
Dün gece saat 430da uyudum ve sabah 830da ancak kalktım, yarım saat rotar yaparak okula vardık. Dün gece boyunca son güne bırakılan projemle uğraştım, müziğin resime çevirilmesi. Yarın diğer sayfama koyucam zaten merak eden baksın. Sonra yan sınıftaki o uyuz adam yine ders dinletmeye yeltendi ama neredeyse horlayacaktı millet bende kantine kaçıp kahvaltı yaptım sonra da berkem ler kahvaltıya giderken onlarla da gittim filan. Sonra sunum yaptırdılar ve ben yine heyecanlandım. İyi bişeyler yaptığımı düşündüğüm zaman heyecanlanıyorum, ne kadar saçma oysa ki, hani rezil olmak korkusu olsa ben rezil olma konusunda zaten sıkıntı çeken bir insan değilimdir, rezil olmak bir kenara, kendimi rezil bile ederken rahatsızlık duymam normalde ama.... Neyse ardından Maket yapımı dersine girdik haliyle ve bekleme ile hocalarla muhabbetle geçti daha çok zamanımız. Projemizi hocalara anlattık ve hoşlarına gitti, hatta eskişehir den gelen hocamız işte budur şeklinde davrandı, keyfim yerine geldi işin açıkçası....
Okuldan sonra evden Zera’yı alıp, Basmane’den onun biletini aldık ve beklemeye başladık Alsancak’ta tren saatini. İlk önce zeytinli aldık taş fırından sonra Arka Sokağa oturduk ama orada Berkem otururken uyumaya başlayınca kan dolaşımı olsun şeklinde çıktık oradan ve saat 730’a kadar hiç oturmadan dolaştık. Sonra Alsancak Garına gittik.
Basmane Çiğli arasında bakım çalışması varmış ve basmane çiğli arasında TCDD’ye tahsis edilmiş otobüslerle aktarma yapıyorlarmış, zaten Zera geldiğinde öğrenmiştim ve giderken de otobüsle gideceğini biliyordum. Bileti aldığında saat 750de otobüs Alsancak’ta olacak diye bir yazı okumuş ama Alsancak garında in cin top oynuyodu. Güvenlik görevlisi bulup sorduk ki, yok öle bişiy, gelmiyomuş otobüsler Alsancak’a... Moraller bozuldu tabi Zera hanımın ama bindirdik hemen bi taksiye ve şimdi trendeymiş.
...Ve şimdi evdeyim, ayaklarımı uzatmış yazı yazıyor Ece ile muhabbet ediyorum, keyifli keyifli. Uzun zamandır MSN i açmamıştım...
Cuma, Nisan 07, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder