158gün, bir sevgili sesi, yada sevgilinin bir saat olsun seni görebilme ihtimaliyle 8saat yol gelmesi... 158gün çabuk geçer demeyin, her saniyeyi saymak, bulunduğun şehrin hangi şehir olduğunu unutmak, hani oraya varan ne otobüs ne bir tren yokmuş gibi ulaşılamayacağını bilmek... 158gün hayatın bir parçası değil kesinlikle, eğer bir sevgili yoksa sesini duyma şansın yoksa... 158gün, orada bir yıla; bir yıl, bir asıra denk geliyor...
Yanlış anlamayın karamsar değilim, hatta bu 158günlük "hayat" daha önceki hayatımdan iyimserim...
Cuma, Mayıs 13, 2011
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...