Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden okuyorum. Her akşam yatmadan önce sesini duymak için arayasım geliyor, aramıyorum ve bir boşlukla dalmaya çalışıyorum uykuya. Karşımdayken ya da arada iki üç kişi varken yanına oturmak, yanındayken koluna girmek, kolundayken elini tutmak, elini tutarken yanaklarını öpmek, yanaklarını öperken dudaklarına yapışmak istiyorum. Beraber uyumak, kucağında sızmak istiyorum. Hayatını bilmek istiyorum, her detayıyla ne düşündüğünü. Akıllı çocuklarımız olsun istiyorum.
Ama onunla çıkmak, sevgili olmak istemiyorum. Kıskanmak, kısıtlamak, kısıtlanmak, mecbur kalmak, ayrılmaktan korkmak istemiyorum. Kavga etmek, tartışmak, yanlış anlaşılmak, yanlış anlamak istemiyorum. Bitişini izlemek, beklemek, saatimi ona göre ayarlamak istemiyorum.
Ve ben müzik dinlemek istiyorum, hayatın yarattığı sesleri dinlemek, akışına bırakmak istiyorum... Hayat ne kadar tezat yerlere aksa da...
Cuma, Eylül 23, 2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder