Pazar, Nisan 16, 2006

Geçmişime

        Beni merak edenler, burnumun dibindekiler. Oysa ki uzaktakiler için yazıyorum. Uzaktakiler sadece geçmiş mi? Sadece geçmişimle mi bu kadar alakalıyım, geçmişimi her hafta defalarca Google search’de yazıp arıyorum, hiç biri şimdi bugün değiller mi? Oysa ki ben geçmişim bugünün de bir parçası olsun istedim hep, pişmanlıklarla... Aslında geçmişe hayırsızlık yapan, onu yok eden benim, değil mi? Sanki hiç yaşanmamış gibi davranan, yok olmasını isteyen, yok olması için çabalayan.

        Şimdiyi bugün, dün ve yarın olarak yaşayamaz mıyız? Neden hep sadece yarına bakmak zorundayız? Neden mutluluk, aydınlık anlamına gelmek zorunda? Ben pişmanlıklarımı sevemez miyim? Geçmişe dönmek ara sıra isteyemez miyim?

        Gidiyorum, devam ediyorum, aynı yerde değilim, geçmişimi seviyorum, onu anmayı, hatırlamayı, onun için ağlamayı; seviyorum böyle yaşamayı! Mutlu olmak zorunda hissetmiyorum kendimi, “neyin var?“ sorusunu seviyorum, iyi olduğun zaman kimse ”neden iyisin?“ demiyo. Ve mutsuz da olsa devam ediyorum, gelişiyorum yavaş olsa da, iyileşiyorum, büyüyorum...

        Ve şimdi yanımda olsun isterdim geçmişimin, geçmişimdeki güzelliklerin, saçmalıkların, geçmişime sarılıp ”seni seviyorum“ diye haykırıp, korku ve üzüntü haline dönüştüğünde ”merak etme büyüycem“ demek istiytorum. Ama geçmişimden koparmaya çalışıyorlar beni. Neden geçmişim olmadan ben bir hiçim... Geçmişimden beni koparmaya çalışan tek şey de kendisi! ”Neden sensiz olmalı hayat, neden geçmiş geçmiştir demek zorundayım, neden geçmiş ve gelecek bugünün içinde diyemiyorum? Artık eleştirme olur mu beni? Geçmişimle yani kendinle kabul et beni! Geleceği!“

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Gizli Özne

Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...