Tuna Kiremitçi; ilk defa Gülşah’ın bana “Git Kendini Çok Sevdirmeden”’i göndermesiyle tanıştım. Garip ama adamın hayatına ve yazdıklarına hayranlığım var. Nesi yakın geliyor bilmiyorum ama yakınlık duyuyorum kendisine, henüz bir tanışıklığım bile olmadı kendisiyle. Endüstriyel Tasarımda okuyup, sürekli bişeyler yazmaya çalışarak ve bir yazara hayranlık duymak ne kadar mantıklı bilemiyorum, en azından benim gibi bir insan için. Gerçi beni okulumdan edecek bir boyuta geleceğini zannetmiyorum ama bazen sadece yazı yazıyım, kitap okıyım diye bırakıyorum herşeyi, yazı ile ilgili şeylere yöneliyorum.
Uzun süredir başka kitapları okumaya çalışıyordum, “A.Ş.K neyin kısaltması?“ ve ”Bu İşte Bir Yalnızlık Var“ ‘ı okumadan, sanki onları okuyunca yazmak ve okumak dışında bir şey yapmazmışım gibi geliyordu, bugün bir sürü işim varken dayanamadım başladım ve daha iki sayfa okudum bunları yazmak istedim birden. Neyse bıraktım, daha projeler var yarına yetişmesi gereken. Az daha dayan Özgür az kaldı!!!
Bir kaç gün önce Paulo Coelho’nun ”On Bir Dakika“sını bitirdim. Onu da dehşetle tavsiye ediyorum. İlk başta bir fahişe ile ilgili olduğu için okuyasım yoktu, çünkü böyle konular bazen sinirimi bozabiliyor ama kitap bittiğinde, bi daha okusam mı diye düşünmeye başladım. Bi ara yine okuyacağımı biliyorum... O kadar güzel bir şekilde ifade edilmiş ki herşey, seksin içinde ki, o aşkı yeniden keşfediyorsun adeta ve seksin aşksız sadece bir faaliyet olduğunu daha ileriye gidemeyeceğini anlıyorsun. Bu kadar değil tabii ki anlattıkları...
Perşembe, Mayıs 11, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Bu işte bir yalnızlık var- Tuna Kiremitçi
YanıtlaSil“insanın hayata bulaşmak istemediği günler vardı. Hayatın çamuru bildiği yolda akıp gitsin, ama size dokunmasın isterdiniz. Sokağa çıksanız, gökyüzünün ağırlığı sırtınıza binerdi sanki. Böyle günler, yapacak başka bir işi olmayan bir gitarcı eskisinin kendisine acıması için de idealdi”
işte bu. kötü bir günü böyle anlatabildiğimde mutsuzluğumdan zevk alıcam ben:) bazı günler aynı bu kelimelerle anlatıldığı gibi hissediyorum.tam anlamıyla anlatılmaz yaşanır diyolar ya.yok işte anlatılıyo.bilmem sen katılıyo musun. ama ben aşk neyin kısaltması nı okuduktan sonra bişeye karar verdim bu adamın mutluluk ve yazarlık arasında bir seçim yapması lazım.yok yok adama aşkına karşılık bulmak, mutlu olmak yaramamış...
çoğu sanatçıda öyle galiba! Mutluluk veya aradığını bulmak iyi gelmiyor, yani sanat ve aşk arasında seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Kitabı bitirmem için daha çok var ama bitirdiğimde yorumumu söylerim. Ama dediğin gibiyse uzun bir süre iyi bir kitap yazamayacaktır...
YanıtlaSilVe bu sayfayı açmaktaki derdim oydu, yaşanmadan anlatmayı başarabilmek. Ne kadar geliştirdim kendimi, ya da ne kadar geriye gittim bilemiyorum ama denemeye devam ediyorum. Bir gün eğer anlatılmaz yaşanır dememeye başlarsam, o zaman işe yaradığını anlıycam bu sitenin...