Her ne kadar eleştirdiğim şeyler de olsa, her ne kadar şikayetlendiğim şeyler de olsa, her ne kadar yalnız hissettiğim zamanlar da olsa, eğlendim, keyif aldım bu geziden. Şimdi aşşağıda ki resmlere baktığımda çok bariz görüyorum bunu... Şimdi bunun değerini bilmek lazım... Ama farkediyorum ki burası hakikaten Eskişehir değil, cılkı çıkmış bir özgürlük anlayışı yok bu insanlarda, bu yüzden geçmişte yaşadıklarımı yaşamıycam, artık korkuları rafa kaldırma zamanı geldi...
Bugün telefonuma mesaj geldiğinde çok sevindim, cidden mutlu oldum. Bu bişey göstermiş oldu bana, İstanbul’da düşündüğüm şeylerin gerçekliğini, yani benim kendi kabuğumda olmam insanları uzak tutmamla alakalıydı bunların hepsi, okuların verdiği, yaşadıklarımın ördüğü bir duvardan kaynaklanıyordu hepsi.
Bundan sonra tam olarak ne yapacağımı bilmiyorum belki ama çok büyük bir adım attım galiba bugün, bundan sonra nasıl olması gerektiğini biliyorum, ne kadar çok insanın güveni hakettiğini anlıyorum, geçmişin acısını yenilerden çıkartamayacağımı görüyorum. Dediğim gibi nasıl yapacağımı bilmesem de, ne yapacağımı artık biliyorum; umarım doğru bir şekilde yaparım...
Mesaj için teşekkür ederim :)
Pazartesi, Mayıs 01, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder