-Alo, buyrun
-Naber, napıyosun (bi kız sesi ve neşeli)
-e, iiyim!
-Tanıyamadın di mi beni?
-Ya! Galiba tanıdım ama şimdi emin olamıyorum
-Evet tahminini duymak istiyorum
-Ama bi garip olacak çünkü aklımda ki ismin telefonumu bilme ihitmali düşük ve sadece içime öyle doğduğundan....
-Tamam, yanlış tahmin edebilirsin, telefon ederken hatırlamanı beklemiyordum
-Müge!
-OHAaa! evet tutturdun!
-Dalga geçiyosun di mi?
Ardından soyadını ilk adını da söyleyince, doğru tutturduğumu anlıyorum ve uzun süreler konuşuyoruz, ardından buluşuyoruz. Müge benim ilk okul arkadaşım, 4-5 sınıflarda onu seviyordum hatta aşıktım diyim, bi arada hazırlıkta sevmiştim yanlış hatırlamıyorsam. O sıralar önüme gelene aşık olur, önüme geleni seviyor olurdum zaten. O okula 4.sınıfta gelmişti, yani benden bir sene sonra, sürekli dalga geçip saçını çekerdim o da beni öğretmenlere şikayet ederdi. Sonra aramız iyi oldu, ben sürekli okula fotoğraf makinesi götürüyordum, o arkadaşlarıyla beraber kaçıyordu ben de onları çekmeye çalışıyordum, eğlencemiz buydu. Ama bir sürü fotoğrafı vardı o zamanlar, hatta odamda başucumda güzel bir portresi vardı, üstüne de kalpli yapıştırma yapıştırmıştım. Sürekli mektup yazardım, AsBurger’in önünde buluşmayı teklif ederdim, eskiden Alsancak’ta McDonald’s açılmadan önce AsBurger diye bi yer vardı, abimle sürekli gider hotdog yerdik, buluşabilinecek en güzel yerdi.
O telefon görüşmesinden 1-2 hafta sonra, Bodrum’dan döndüğüm günün ertesi günü yani pazar günüydü, aradım onu Alsancak’ta buluştuk, AsBurger diye bir yer olsaydı yine oraya çağırırdım ama artık yok malum. Uzun muhabbetler yaptık, şimdi o muhabbeti açıklamıyım size, sonuç ise merak ettiğiniz, hala arkadaşız, o kadar eski bir geçmişten gelen tek arkadaşım. Eskiden hayat kadar güzel gelen insanlar şimdi o kadar güzel gelmiyor. Hala çok güzel bir kız ama ne biliyim insanın zevkleri mi değişiyor yoksa yaşadıkları insanın beğeni güdüsünü mü köreltiyor bilmiyorum, belki de hayat kadar güzel lafından kaynaklanıyordur, hayata bakışımda ki değişiklikten.
(Bu yazıyı devam ettirip üstüne hırvatistan yolculuğunu oturtacaktım ama sonradan caydım, kişiler gerçek olay kurgudur...)
-Naber, napıyosun (bi kız sesi ve neşeli)
-e, iiyim!
-Tanıyamadın di mi beni?
-Ya! Galiba tanıdım ama şimdi emin olamıyorum
-Evet tahminini duymak istiyorum
-Ama bi garip olacak çünkü aklımda ki ismin telefonumu bilme ihitmali düşük ve sadece içime öyle doğduğundan....
-Tamam, yanlış tahmin edebilirsin, telefon ederken hatırlamanı beklemiyordum
-Müge!
-OHAaa! evet tutturdun!
-Dalga geçiyosun di mi?
Ardından soyadını ilk adını da söyleyince, doğru tutturduğumu anlıyorum ve uzun süreler konuşuyoruz, ardından buluşuyoruz. Müge benim ilk okul arkadaşım, 4-5 sınıflarda onu seviyordum hatta aşıktım diyim, bi arada hazırlıkta sevmiştim yanlış hatırlamıyorsam. O sıralar önüme gelene aşık olur, önüme geleni seviyor olurdum zaten. O okula 4.sınıfta gelmişti, yani benden bir sene sonra, sürekli dalga geçip saçını çekerdim o da beni öğretmenlere şikayet ederdi. Sonra aramız iyi oldu, ben sürekli okula fotoğraf makinesi götürüyordum, o arkadaşlarıyla beraber kaçıyordu ben de onları çekmeye çalışıyordum, eğlencemiz buydu. Ama bir sürü fotoğrafı vardı o zamanlar, hatta odamda başucumda güzel bir portresi vardı, üstüne de kalpli yapıştırma yapıştırmıştım. Sürekli mektup yazardım, AsBurger’in önünde buluşmayı teklif ederdim, eskiden Alsancak’ta McDonald’s açılmadan önce AsBurger diye bi yer vardı, abimle sürekli gider hotdog yerdik, buluşabilinecek en güzel yerdi.
O telefon görüşmesinden 1-2 hafta sonra, Bodrum’dan döndüğüm günün ertesi günü yani pazar günüydü, aradım onu Alsancak’ta buluştuk, AsBurger diye bir yer olsaydı yine oraya çağırırdım ama artık yok malum. Uzun muhabbetler yaptık, şimdi o muhabbeti açıklamıyım size, sonuç ise merak ettiğiniz, hala arkadaşız, o kadar eski bir geçmişten gelen tek arkadaşım. Eskiden hayat kadar güzel gelen insanlar şimdi o kadar güzel gelmiyor. Hala çok güzel bir kız ama ne biliyim insanın zevkleri mi değişiyor yoksa yaşadıkları insanın beğeni güdüsünü mü köreltiyor bilmiyorum, belki de hayat kadar güzel lafından kaynaklanıyordur, hayata bakışımda ki değişiklikten.
(Bu yazıyı devam ettirip üstüne hırvatistan yolculuğunu oturtacaktım ama sonradan caydım, kişiler gerçek olay kurgudur...)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder