Belli şeyleri aşmak, belli çizgilerden geçmek... Hakikaten çizgi kavramı bana çok doğru geliyor, ip incecik bir çizgi, çok kısa bir an. 4 ay boyunca hergün eksiksiksiz acı çektim, belki hala öyleyim ama 4 aydır kesinlikle acınacak durumdaydım. Sonra birden bire 14Şubat’ta dipe vurdum (beklenen şekilde), ağladım zırladım, ağıza alınmayacak şeyler söyledim Gülşah’a, ertesi gün o bana!, sonra ben ona ve en sonunda hakikaten neler hissettiğini yazan bir mail aldım ondan. Tabii ki hoş şeylerden bahsetmiyordu. Ona teşekkür ediyorum bu maili için, i mean it!
Galiba baştan beri istediğim buydu, gerçekleri duymak, sevginin içindeki nefreti bilmek. Gerçeklerin özgürleştirdiği söylenir ya!
Ve şimdi ondan bahsetmek üzmüyor beni, sadece gereksiz geliyor çünkü ilk defa geriye bakmadan ileriye bakıcam. Artık geçmişime bir dur demem gerekiyor yoksa hiç bir zaman kıçımı bu koltuktan kurtaramıycam...
Bi de sabır var, bana bahşedilmemiş olan, öğrenmem gereken...
Her neyse! Kafamın karışık olmadığını söylemedim zaten...
Salı, Şubat 21, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder