Çarşamba, Aralık 29, 2010

İzmirde tasarım

Kasım 2010 da izmir de 4 endüstriyel tasarımcı olarak Vardo Tasarım'ı hizmetinize sokmuş bulunmaktayız. www.vardostudio.com henüz tamamlanmamış olsa da bir göz atma şansınız bulunmakta.

Tasarımın yanı sıra 3 eksenli CNC fireze ve İzmir de tek olan 4 eksen CNC strafor kesim ile de hizmet vermekteyiz.

Cuma, Temmuz 17, 2009

Geri Dönüş

Yine eski sayfalarımla beraber geri döndüm... Beyaz sayfam hep beyaz kaldı, yada siyah mı demeliyim :) Her neyse bugün en son yazdığımın üstünden çok zaman geçmiş olsa da belki 15gün önce buraya yazı yazsaydım hayatımda bir değişiklik olmadığını görürdünüz... Zeynep hep bana "senin hayatın bir anda değişiyor" derdi hep ve bugün de öyle bir durumda.

1ay kadar önce (genelde aramam) Süleyman'ı arayacağım tuttu ve öğrendimki işi gücü izmir'e taşıyormuş. Hatta Çınar'la mekanı hazırlamaya başlamışlar bile vs. Bugün orada çalışıyorum, oraya odaklı planlar yapıyorum ve şimdilik herşey yolunda gidiyor.

Anlattım mı bilmiyorum. İzmir Ekonomi Üniversitesindeyken, sürekli bir Güççük ev oluşumdan bahsederdim, okulda da anlaştığım insanlar ve Süleyman ile birlikte bir tasarım portalıydı. Bugün onunda ilk adımlarını atmış gibi birşey gerçekleşti. Nehir ile Özge kendi planlarından bahsetti ve ben bizim ortamımızdan. Ardından birden hepimizi heyecanlandıran bir sonuca doğru muhabbet yürüdü gitti. Bugün bu konuşmalardan ve geleceğe dair olabilecek şeylerden acayip şekilde haz aldım. Her gözümün önüne gelen sahne heyecan verdi bana.

Geçen yaz bişeyleri bekliyordum, bişeylerin gerçekleşmesini, birisi çıktı karşıma olmayacak birisini, bilmeden onu bekledim ve zamanı geldiğinde birbirimize "Aşkım" diye hitap etmeye başlamıştık. Zaman ilerledi ve ben yine bir bekleyişe girdim, ne beklediğimi bilmeden... Şimdi beklentilerimin ne beklentisi olduğunu çok yi biliyorum; zamanın gelmesini bekliyorum, bekliyormuşum. Hayat bir tren defalarca yolda duran, hala kömür ile çalışmaya çalışan, ve her durduğu yerde uzun bekleme süreleri. Karman çorman raylardan giderken kimi zaman aynı yere uğrayan kimi zaman farklı trenlerle yolunu kesiştiren bir tren. Zamanla herşey yoluna giriyor, her durakta biraz daha onarılıyor herşey ve şehir içi tünellerinden çıkıp hayatın güzellikleriyle dolu bir yolda gitmee başlıyor... Ve alıştırıyor insanı, her tünelin bir sonu olduğuna, bazıları uzun bazıları kısa. Ben zaten insnalara kendini yalnız hissettiren o tünelleride hep çok sevmişimdir :)

Çarşamba, Şubat 25, 2009

Beyaz bir sayfa

        Geç bir yeni yıl benimki belki, yıl yine de yeni sayılır. Yeni yılda yeni bir sayfa açmak istiyorum hayatıma, her ne kadar yeni sayfada olacaklar şimdiden belli olsada artık yanlışıkla çizilmiş eskiz çizgilerini görmek onların içinden şekli görmeye çalışmak istemiyorum. Biraz geciktim farkındayım, ama bu sene benim için özel bir sene olarak başladı, hayatımda ilk dediğim bir sürü şey yaşadım hemde yeni yıla girmeye 3-4 saat kala. Şimdi bir sevgilim var 3,5 seneden sonra herşeyden çok sevdiğim, geçmişteki herkesten farklı her ne kadar bana da benzediğine inanmak istesemde ben dahil herkesten çok farklı bir kişi. Yeni bir sayfa açtığımda tepeye kocaman harflerle ismini yazabileceğim birisi, bunu yapmaktan onur duyarım “Çiğdem”...

        Belki yarın belki iki gün sonra evden taşınıcaz, düşündükçe taşınmak gözümde büyüyo, yeni eve gitmemesi gereken bir sürü yük. Geçmişi bi o eve bi oeve taşımak artık yorucu geliyor...

        Amaan işte sıkıldım, zor geliyo herşey bu günlerde, sevgilim yanımda olsun sarılıp uyuyalım istiyorum sadece başka ne bişey düşünmek ne de başka bişey yapmak istiyorum, geri kalan herşey saçma, anlamsız geliyor... Ve sonuçta ne gerek var geçmişe ait bir fotoğrafın yada hikayenin internet sayfamda fotoğraf arşivimde durmasına, belki tamamen silemem ama kapalı karanlık bir kutu içerisinde belki onlarca yıl sonra bakmak için sırtımda yük olmayacak şekilde saklayabilirim daha fazlasını neden yapıyorum, neden yeni bir sayfaya onu da koyuyorum, ne anlamı var....

        Pazartesi artık ne bu blog kalmış olacak ne başka bişey... Geri kalanlar toz ve gölgeden ibaret... (aradan bi kaç tanesini saklarım tabii ki :D )

Çarşamba, Aralık 31, 2008

Dün Gece

        Saat 2 buçuktu sessizce yanına yattığımda. Uyandırmadan rahatsız etmeden seni sararak yatma istedim. Kolumu hissettiğinde usulca kaldırdın kafanı, sana rahatça sarılmam için. Sıpsıcacıktın yine her zamanki gibi ve yine huzur dolu kokun sinmişti yatağa. Dokunduğum zaman sana aynı huzur aynı mutluluk, zaman hiç yıpratmadı senin verdiğin huzuru, hiç değişmedi sevgimiz zamanla; oysaki biz bile ne kadar değiştik, etrafımız nasılda değişti...
        Kulağına her geceki gibi yine fısıldadım “seni seviyorum” diye, karşılık beklemeden, ama yine dokunuşundaki sıcaklık verdi karşılığını, anlattı bana beni ne kadar sevdiğini. Gözlerimi yavaş yavaş kapatıyorum, artık bir beden oluyoruz, ruhumuz aynı noktada, sanki hep bir kişi olmuşuz gibi, bizim ruhumuz, bizi o tatlı rüyamıza götürüyor.
        Aklımda sadece son bir düşünce beliriyor bir an için, “eğer bu gözümü son kapatışımsa, böle bir son için teşekkür ediyorum”....

Salı, Aralık 16, 2008

Beklemediğim bir şeydi

        Belki boş anıma geldi, belki de uzun zamandır boşlukta olduğumdandır, sonuçta bütün sınırlarımı birden kaldırdım sana karşı, farkında olmadan. Anlayabileceğini düşündüğümden değil, sadece hakettiğine inandım; sevilmeyi hakettiğinden. Farklı olduğumu düşündüm senin için, her ne kadar sınırlarını korusanda, kaldırmak istediğine inandım. Adım adım da olsa özel olduğuma, beni daha özel kılacağına inanmak istedim.
        
        Kabuğumdu beni ayakta tutan, sınırlarımdı, sınırları kaldırdığımda senin orada olacağına o kadar güvendim ki... Biliyorum bunların hiçbirinin farkında değilsin, belki burayı okusan sana yazıldığını bile anlamayacaksın. Bilmeden istemeden de olsa ben o sınırları kaldırdığım anda sen adım adım kalktığını düşündüğüm sınırların hiç bir zaman benim için kalkmadığını gösterdin, hiç bir farkım yoktu diğerlerinden “herhangi” birilerinden; bolukta düşmeye başladım, sakinliğimi yitirdim.

        Lütfen üzme kendini bunlar senin suçun değil, hala çok seviyorum seni, eskisi gibi, yalnız artık kendime inancım zedelendi, kendimden beklemediğimi yaptım. Şimdi kendimi tanımıyorum ve bu yüzden artık kendimi sevememem, bu yüzden yüzüne bakarken çekinmem, bu yüzden sana gülümseyememem.

Pazar, Temmuz 20, 2008

Karman Çorman

Geçen Pazartesi Zen aradı, İsveçten geri dönmüş İzmir'deymiş. Ders çıkışında Konak Pier'de oturuyorlardı yanlarına gittim, amaç 1-2 saat onunla muhabbet edip yine evimdeki kabuğuma çekilmekti. Şimdiden söyliyim; kusuruma bakmayın karman çorman bir şekilde yazıyorum herşeyi çünkü beynime reset atılmış gibi, ne düşüneceğimi ne hissettiğimi ne durumda olduğumu bilmiyorum, sanki benden çok ruhum geri dönüşü olmayan bir tatile çıkmış gibi. Her neyse Pier de otururken planlarından bahsettiler; Olympos Kelebekler, Antalya, Alanya gibi bir çok yerin olacağı bir planları vardı. Bana da gel dediler, ilk başta, son zamanlarda herşeye hayır dediğimden dolayı buna da olmaz dedim. Ama aradan 10sn geçti peki olur dedim. Hiç de fena yapmamışım.
Amacım geziyi ve mekanları anlatmak değil ama yine de söylemeden geçemeyeceğim şeyler var tabii. Mesela ilk gittiğimiz yer Kelebeklerdi, tıklım tıklım çadır vardı, 4-5 sene önce bir çadırdan fazlası yoktu oysaki, Fethiye'de kaldığımız hostel daha iyiydi Kelebeklerden. Ardından Olymposa gittiğimiz de daha da acısıyla karşılamış olduk, heryer ağaç ev hatta ağaç binalarla kaplıydı, arabayı park etmek sorun olmuştu, toprak yolu ve evlerin beton olmaması haricinde Bodrum'dan hiç bir farkı yoktu. Ardından Antalya'da Zen lerin kaldığı yer çok daha iyiydi Olympostan, Kale içinde Erken Pansiyon. Şimdi Bodrum'dayız, olympos ve Kelebeklerden yine de herşekilde daha iyi, en azından konseptine uygun herşey.
Gezi boyunca geçmişimle yüzleşmek zorunda kaldım, kalbim yine durmadı, pıtır pıtır hayranlık ve aşk karışımıyla atıp durdu ama yine kendime duyulan bir hayal kırıklığı şeklinde sona erdi. Zaten insan kendini sevmezken bir başkasının sevmesini nasıl beklerki! Artık eskisi gibi değilim demekten sıkıldım kendime. Eskisi gibi değilsem değilim ama yeni bir ben bu kadar kendine güvensiz olmamalı... Ne zaman düzelecek bilmiyorum ya da nasıl ama içimdeki sevgi bir gün bir şekilde patlayacak, sorun çektirmeye başlayacak.
Gülşah ile ilk zaman geçirmeye başladığımızda bana gazeteden kopardığı bir yazı getirmişti. 18 eylül'de doğanlar için "bu dünyaya fazla dayanamaz onlar" şeklinde bir başlığı vardı. Bugünlerde daha çok hissediyorum bunu, ama nasılını anlatmak çok zor geliyor çünkü gerçekten nedenini bilmiyorum.

Gizli Özne

Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...