Saat 2 buçuktu sessizce yanına yattığımda. Uyandırmadan rahatsız etmeden seni sararak yatma istedim. Kolumu hissettiğinde usulca kaldırdın kafanı, sana rahatça sarılmam için. Sıpsıcacıktın yine her zamanki gibi ve yine huzur dolu kokun sinmişti yatağa. Dokunduğum zaman sana aynı huzur aynı mutluluk, zaman hiç yıpratmadı senin verdiğin huzuru, hiç değişmedi sevgimiz zamanla; oysaki biz bile ne kadar değiştik, etrafımız nasılda değişti...
Kulağına her geceki gibi yine fısıldadım “seni seviyorum” diye, karşılık beklemeden, ama yine dokunuşundaki sıcaklık verdi karşılığını, anlattı bana beni ne kadar sevdiğini. Gözlerimi yavaş yavaş kapatıyorum, artık bir beden oluyoruz, ruhumuz aynı noktada, sanki hep bir kişi olmuşuz gibi, bizim ruhumuz, bizi o tatlı rüyamıza götürüyor.
Aklımda sadece son bir düşünce beliriyor bir an için, “eğer bu gözümü son kapatışımsa, böle bir son için teşekkür ediyorum”....
Çarşamba, Aralık 31, 2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder