Pazartesi, Nisan 10, 2006

Köprü

        Köprü olayına giriştik, press yapmak için hakikaten kalıba ihtiyaç varmış, kalıpsız olmuyomuş, daha doğrusu kalıpsız zor oluyo ama öğrenmek asıl amaç ise öğreniyoruz elbet Gerçi biraz pahalıya geliyo bize ya da pahalıya elecek diyim çünkü şimdiden 45YTL lik malzemenin 20sini kullandık. Yarın da gidip kalıp için malzeme alıcam ve sonuçta gerçekten pahalıya gelecek gibime geliyor. Bi de şimdi 3boyutlu proje var. Babam bugün biraz para gönderdi galiba yarın olduğunda eser kalmayacak paradan. Hadi hayırlısı diyorum. Hayır sonucunda hakikaten tasarladığımız gibi iyi bişey olursa o zaman sorun yok ama eğer şimdi göründüğü gibi kendisini bile taşımaktan aciz olursa o zaman yandığımızın resmidir walla... Hadi bakalım hayırlısı diyorum. Fikir de benden çıktı işin kötüsü... Ama eğer yapabilirsek hakikaten farklı bişey olmuş olacak ve güzel olacak.

        Ayın 24ünde istanbul gezisi var. 4-5 gün sürecek galiba. Şimdiden paraları toplamaya başladılar ama kimler olacak bilemiyorum... Bizden Efe ve haliyle Berkem kesinlik kazanmış gibi. Gerçi bir an düşündüm de ciddi anlamda kimi tanıyorum bilemiyorum. Yani isimleri aklımdan geçirmeye çalışıyorum ama sima olarak tanısam bile kimsecikleri tanımıyorum bizim sınıftan. Gerçi böyle gezilerin de güzelliği budur, kimseyi tanımazsın ama geri döndüğünde herkesi tanıyor olursun. Hadi bakalım bir “hayırlısı” daha. AAA bi de Meriç’e Bodrum olayına onay vermiştim ama babama onu söyleyemem, zaten söyleyebileceğim birşey değildi Bodrum olduğu için bi de şimdi İstanbul gezisi çıkınca Bodrum olayı yalan olacak gibi. Meriç bunu okursan kızma bana olur mu?

        Bugün Mesudo bana Kenshin in eski ve yeni bölümlerini getirecekti, daha doğrusu izlediğim bölümlerin öncesi ve sonrası şeklinde cdleri getirecekti ama unutmuş, gerçi benim de ona 2aydır bende ki kenshin leri dvd haline sokup vermem gerekiyordu ve bir iki günlüğüne değil de 2 aylığına unutmuş durumdayım ama... Neyse benim söylemek istediğim şey aslında iyi ki getirmediği çünkü şimdi ben dayanamam hepsini izlemeye kalkarım ve sonuçta ders filan yalan olur.

        Aslında ben şimdi Cuma günü teslimi yapılacak bişey için çalışıyorum ama yarın italyancadan listening quiz var ve biraz olsun bakmam gerekiyor. Gerçi nedenini bilemicem ama en iyi olduğum şey listening oluyor genelde, ingilizcede de öyleydi. Yine de ben yatmadan önce biraz bakınsam hiç fena olmaz... Çarşamba günü de gidiyim biraz Aysim hocayla office hour yapıyım yoksa bu italyanca olacak iş değil. Hatta her hafta yapsam benim için en hayırlısı olacak.

        Gerçi bi de ikea dan alacaklarım var, acil değiller ama nedense benim içim huzurlu olmuyor alış veriş yada ihtiyaçları giderme konusunda önceliği vermezsem. Artık değişmeliyim di mi? Tamam bundan sonra her çarşamba Aysim hocamın başına ekşiycem...

        Neyse pizzalar geldi, içeriye gidip ben bi karnımı doyurayım.....

Pazar, Nisan 09, 2006

Babamlar geldi

        ikea ya gittik yeniden ama bu sefer pazar olması dolayısıyla tamamen doluydu. Biz gittiğimizde kağıtlar asıyorlardı “girişte bekleme süresi 22 dakikadır” diye, içarisi gerçekten doluydu bu sefer, sürü halinde koridorlarda ilerliyordun ve bişeye bakmak için yanaşamıyordun. Hızlı bir şekilde ilerleyip çıktık, gerçi sürüyle beraber ilerlediğimiz için yine de pek hızlı olamadı. Neyse ben bişeyler alırım diyordum ama babam kasa sırasında beklemek istemediği için aldırmadı bişey, gerçi insanlar galiba bişey almıyordu o yüzden içerideki kalabalık yoktu kasalarda. Neyse sonra kıbrıs şehitlerine gittik, manisa köfte yedik ve eve geldim, onlarda evlerine döndüler. Şimdi evdeyim. Bugün pek bi işe yaramadım. Eve geldiğimde başım ağrıyordu ve aklımda yapacak bişey yoktu. Yattım uyudum biraz ağrı kesici aldıktan sonra. Yarın Sanat tarihi sınavı olabilir ama çalışmak istemiyorum ve hiç ders yapmadığımız için de ne çalışacağımı bile bilmiyorum. Yine yarın çizim dersi var ama ödevleri yine yapmadım. Salı günü 3boyutlu zımbırtıyı yapıcaz ama notları görmeden yapasım gelmiyor. Cuma köprü yapımı bitmiş olacak ama hala kalıplı mı kalıpsız mı yapalım karar veremedik... Yani birazdan yatıcam uyuycam ama içimde bir sıkıntı olacak yapmam gerekenleri yapmadığım için, uykumu bile alamıycam.....

        Bu arada kimse artık okumuyor bu sayfayı da diğer sayfaları da anlaşılan, eleştirin beni yazmıştım bir tane bile yorum gelmedi. Aman napıyım ben yazıyorum işte... Eğer okuyorsan sorun yok zaten, okumayanların da canı sağolsun, pek ilgiye muhtaç zamanlarımda değilim zaten. Herkese iyi geceler...

Cumartesi, Nisan 08, 2006

Sakin bir gün

        Bugün sakin bir gün oldu, galiba havasında vardı sakinlik. Pek bişey düşünmeden, sadece yapmak istediklerimle geçiriyorum günümü. Keyfim yerinde, kendimleyim... Hayallerim yine benimle olmaya başladılar ve işin güzeli bu sefer yalnız başımayken şekilleniyorlar, bunu hissetmeyeli uzun süre olmuştu. “Çok mutluyuuum!” diyecek bir durumda değilim belki ama sanki yıllarca yağan bir yağmurdan sonra; yağmaya devam etmesine rağmen açık denizlerde bulutların açılmaya başladığını görmek gibi ve o açıklığa sadece bir kez baktmışım, hislerim onun sürekli açılacağını söylüyormuş ve yıllar sonra yeniden havalar ısınacakmış, güneş doğacakmış gibi... Sakin ve keyifli bir durumdayım, derslerim aklımda ve gelecekte nerde olmak istediğim...

        Geçmiş rahatsız etmiyor şimdi, gelecek de ürkütmüyor, biliyorum bugüne hakettiğini verdiğim zaman, bugün dün olduğu zaman, yarınlarımda güzel olacak, bunu biliyorum... Aklımdan şekiller çiziyorum, objeler, onları istediğim zaman kağıda dökebilirim, ama sakinim acele etmiyorum, düşündükçe daha güzelleri gelecek aklıma ve ara sıra kağıda dökücem tasarılarımı... Artık insanları kıskanmaya başladım, tıpkı diğer insanlar gibi, artık istediklerim elimin içinde değil, ama ulaşamayacağım bir yerde hiç değil, yavaş yavaş ulaşıcam. Kıskandıklarıma ulaşıcam sonra onları kıskandırcam biliyorum. Artık dengesiz bir şekilde koşmuyorum, hızlı yürümeliyim biliyorum ama beni düşürmeyecek bir hız istiyorum çünkü öbür türlü hep düşüyorum ve kalkıp yetişmeye çalışmak daha zor oluyor, bacağında yaralarla...

        Dedim ya sakinim. Ama boş durmuyorum, yapmam gerekenler var, onları yapıyorum, ama acele etmiyorum, teker teker, hazmede hazmede... Hiç birşey için geç değil, ben hala burada olduğum sürece, isteklerim olduğu sürece, devam edicem, yavaş yavaş... Planlı programlı, hiç bir şey ertesi güne kalmadan ve yavaş yavaş... Her tuğlayı özenle yerleştiricem, ne zaman biterse, ne kadar uzun sürerse o kadar değerli olacak biliyorum, ne kadar özenli olursa o kadar değerli olacak. Daha çok zamanım var...

Eleştirin beni...

        Kimim ben? Neyim? Beni tanıyan birisiysen bunu okuyan, benimle ilgili bişeyler yaz, eleştir beni... Kimim neyim, dışarıdan nasıl görünüyorum. Fiziksel veya karakter olarak hiç farketmez...

Cuma, Nisan 07, 2006

Yorucu bir gün

        Güzel bir gündü işin açıkçası. Eve yorgun gelmeyi hep sevmişimdir zaten, gelir gelmez üstümü değiştirmeyi ve şöle koltuğa oturmayı... Keyfim yerinde işin açıkçası.

        Dün gece saat 430da uyudum ve sabah 830da ancak kalktım, yarım saat rotar yaparak okula vardık. Dün gece boyunca son güne bırakılan projemle uğraştım, müziğin resime çevirilmesi. Yarın diğer sayfama koyucam zaten merak eden baksın. Sonra yan sınıftaki o uyuz adam yine ders dinletmeye yeltendi ama neredeyse horlayacaktı millet bende kantine kaçıp kahvaltı yaptım sonra da berkem ler kahvaltıya giderken onlarla da gittim filan. Sonra sunum yaptırdılar ve ben yine heyecanlandım. İyi bişeyler yaptığımı düşündüğüm zaman heyecanlanıyorum, ne kadar saçma oysa ki, hani rezil olmak korkusu olsa ben rezil olma konusunda zaten sıkıntı çeken bir insan değilimdir, rezil olmak bir kenara, kendimi rezil bile ederken rahatsızlık duymam normalde ama.... Neyse ardından Maket yapımı dersine girdik haliyle ve bekleme ile hocalarla muhabbetle geçti daha çok zamanımız. Projemizi hocalara anlattık ve hoşlarına gitti, hatta eskişehir den gelen hocamız işte budur şeklinde davrandı, keyfim yerine geldi işin açıkçası....

        Okuldan sonra evden Zera’yı alıp, Basmane’den onun biletini aldık ve beklemeye başladık Alsancak’ta tren saatini. İlk önce zeytinli aldık taş fırından sonra Arka Sokağa oturduk ama orada Berkem otururken uyumaya başlayınca kan dolaşımı olsun şeklinde çıktık oradan ve saat 730’a kadar hiç oturmadan dolaştık. Sonra Alsancak Garına gittik.
        Basmane Çiğli arasında bakım çalışması varmış ve basmane çiğli arasında TCDD’ye tahsis edilmiş otobüslerle aktarma yapıyorlarmış, zaten Zera geldiğinde öğrenmiştim ve giderken de otobüsle gideceğini biliyordum. Bileti aldığında saat 750de otobüs Alsancak’ta olacak diye bir yazı okumuş ama Alsancak garında in cin top oynuyodu. Güvenlik görevlisi bulup sorduk ki, yok öle bişiy, gelmiyomuş otobüsler Alsancak’a... Moraller bozuldu tabi Zera hanımın ama bindirdik hemen bi taksiye ve şimdi trendeymiş.

        ...Ve şimdi evdeyim, ayaklarımı uzatmış yazı yazıyor Ece ile muhabbet ediyorum, keyifli keyifli. Uzun zamandır MSN i açmamıştım...

Perşembe, Nisan 06, 2006

ikea

        Bugün ikea’ya gittik. Hakikaten adamlar iyiler tasarım konusunda. Hiç bişey abartılı değil ama cidden güzellerdi. Param yoktu her zaman ki gibi ve sadece bakmakla yetindim, gerçi iyi ki param yoktu çünkü cidden herşeyi almak istedim... Dolaşmak bile keyifli gidin görün derim ben size.

        İçeride 3-4 tane ev kuruluydu herşeyiyle beraber. Bi tanesi hakikaten özendirdi beni, yirmi dört metre kareye sığdırılmış bir ev. Hemen hayal kurmaya başladım tabi, gidip küçük bir arsa almak üstüne tek kat yirmi dört metre kare bir ev yapıp içini bunların yaptığına benzer bir hale sokmak... Aslında babama sölesem ve... Kiradan kurtuluruz en azından, haksız mıyım. Gerçi o kadar küçük arsa nasıl alınır ki buralarda. Aslında büyük bir arsa alacaksın ve içine oda niyetine küçük bu şekilde evler kuracaksın, sonra da öğrencilere kiraya vereceksin... Hem para kazanmış olursun hem keyfin yerinde olur felan.

        Neyse şimdilik hayaller bir kenara, yarına sosyoloji teslimi var, onu yapmak lazım. Hadin bakalım kendinize iyi bakın ve fırsat bulunca ikea’ya uğrayın.

Salı, Nisan 04, 2006

Yeter!

YeteeeeeeeEEEeeeeeEeEEEEEEEeeeeeeeeeeeeeeer! yEteeeeeer! yeter, yeter,yeter YEteeeeeeeeerrrrrr. Yeteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee- eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeerrrrrrrrr- rrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr.
Yeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee-
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee-
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee-
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee-
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee-
eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee- eeeeteeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee- eeerrrrrrrrr. yeter, yeter,yeteeeer, ye ter, yeeeeee ter, yeeeeeeeeeeteeeeeeer.......

Gizli Özne

Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...