Pazartesi, Şubat 06, 2006

14şubat

        14Şubat, Sevgililer Günü! Aslında sevgililer günü demek çok yanlış, sevgilisi olmayanları aşşağılama günü veya sevgililere mecburi hediye alma günü denilebilinir. Hakikaten 14şubat’ı seven var mıdır? yani sevgililer günü olarak seven! Yada sevgililerin, sevgiyi hissedenlerin böyle bir güne ihtiyacı mı var ki?
        Sonuçta aksini iddia eden varsa yada sevgililer günü hakikaten gerekli bişey diyen varsa, aşşağıda link var yazıya yorum yapmak isteyen herkese açık...

Cumartesi, Şubat 04, 2006

Sympathique - Pink Martini

Ma chambre a la forme d'une cage

Le soleil passe son bras par la fenêtre

Les chasseurs à ma porte

Comme les p'tits soldats

Qui veulent me prendre


Je ne veux pas travailler

Je ne veux pas déjeuner

Je veux seulement l'oublier

Et puis je fume

Déjà
j'ai connu le parfum de l'amour

Un million de roses n'embaumerait pas autant

Maintenant une seule fleur dans mes entourages 

Me rend malade
Je ne veux pas travailler

Je ne veux pas dé
jeuner

Je veux seulement l'oublier

Et puis je fume
Je ne suis pas fière de ça

Vie qui veut me tuer

C'est magnifique être sympathique

Mais je ne le connais jamais
Je ne veux pas travailler

Non

Je ne veux pas dé
jeuner

Je veux seulement l'oublier

Et puis je fume
Je ne suis pas fière de ça

Vie qui veut me tuer

C'est magnifique être sympathique

Mais je ne le connais jamais
Je ne veux pas travailler

Non

Je ne veux pas déjeuner

Je veux seulement l'oublier

Et puis je fume

Goodbye my lover - James Blunt

Did I disappoint you or let you down?
Should I be feeling guilty or let the judges frown?
'Cause I saw the end before we'd begun,
Yes I saw you were blinded and I knew I had won.
So I took what's mine by eternal right.
Took your soul out into the night.
It may be over but it won't stop there,
I am here for you if you'd only care.
You touched my heart you touched my soul.
You changed my life and all my goals.
And love is blind and that I knew when,
My heart was blinded by you.
I've kissed your lips and held your head.
Shared your dreams and shared your bed.
I know you well, I know your smell.
I've been addicted to you.

Goodbye my lover.
Goodbye my friend.
You have been the one.
You have been the one for me.

I am a dreamer but when I wake,
You can't break my spirit - it's my dreams you take.
And as you move on, remember me,
Remember us and all we used to be
I've seen you cry, I've seen you smile.
I've watched you sleeping for a while.
I'd be the father of your child.
I'd spend a lifetime with you.
I know your fears and you know mine.
We've had our doubts but now we're fine,
And I love you, I swear that's true.
I cannot live without you.

Goodbye my lover.
Goodbye my friend.
You have been the one.
You have been the one for me.

And I still hold your hand in mine.
In mine when I'm asleep.
And I will bear my soul in time,
When I'm kneeling at your feet.
Goodbye my lover.
Goodbye my friend.
You have been the one.
You have been the one for me.
I'm so hollow, baby, I'm so hollow.
I'm so, I'm so, I'm so hollow.

Canım sıkılıo!

        Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kitap sıkıcı geldi, tv izliyim dedim ama hep izlediklerim var, malum bu hafta hep geç yattım ve herşeyi izleme fırsatım oldu. Her neyse şimdi yine buradayım, yazıyorum eften püften. Bugün Cuma olduğundan dolayı olacak kimse yok MSN’de de sıkıcı bir gün olmuştur zaten Cumaları hep. Yarın saat 3te bilgisayar sınavım var, evet tabe çalışmalıyım di mi :P Gerçi bilgisayar sınavına değilde, Pazar gün ki Sanat Tarihine çalışmam daha mantıklı ve ii olurdu ama çok uzaklaşmışım o dersten ne yazık ki. Elime çalışacakları aldığım zaman hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor o yüzden onu da sınav öncesine bırakıyorum çünkü hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler genelde son iki saat çalışıldımıda faydalı oluyor, yada ben kendimi kandırıyıorum; size ne kendimi kandırırken size mi sorcam? Hayret bişey çattık!!! Aa! baba sende benim adresim var mıydı? EE baba ben bugünçok çalıştım da bitmedi biraz dinleniyim dedim :D
        Bugün okul parasını yatırdım. 4536YTL benimle beraber sırada en az 15 kişi vardı. Soyabilir miyim acaba bankoyu diye düşünmedim de değil. Düşünsen sadece 1saatte 30 kişi para ödüyo yani yaklaşık 150bin lira wauw (bakkaldan sakız bile alamazsın!) (Salak yeni lira bu yani 150milyar) (hııı! tamam o zaman) Hiç piyangoya filan gerek yok! Ödemenin son günü saat 4buçuk civarı alcan eline silahı soycan bankayı maskelerle :) Seri numaralarını kaydetme gibi şeyler de yok türkiye de! sonra bi isviçre bankasına göndericen filan. 1saat öncesine kadar bi film izledim de elmas hırsızları filan vardı etkisinde kaldım galiba... Şöle şeyler yapsam da filmim yapılsa ya! Çünkü görünüre göre iyi bişeyler yapıpta adımı filmlere koyamıycam, hele aşk filmleri için çok yanlış bi adamım! Düşünsenize “Kim olduğu farketmez, o yine de koşar - Koşucu” diye uzun isimli bir film yaptıklarını benim aşk hayatımla ilgili. Bide aşk filmi dediğin ya üzücü biter yada mutlu sonla! Bu kadar geyik bir duruma bürünmez herhalde. Gerçi öbür türlüde garip olur “okul harcını ödeyip, okulu soyan genç” !!! Olsun yine de ikincisi daha iyi oldu. En azından atraksiyon var, alırsın eline pop corn’u izlersin işte, biraz güler sonra da filmdi işte zaman geçirdik dersin.
        Nerden şimdi aklıma geldi bilmiyorum ama aklıma babamla yaptığımız bir tartışma geldi. Anadolu inşaat birinci sınıf sömestre tatilinde, Meral Halamın evinde, balkonda, yemek sonrası bir cesaretle “baba ben inşaat mühendisi olmıycam, iletişim tasarımı okuycam” dediğimde bana “sonra da Mehmet Ali Erbil gibi ibne mi olcan” diye kızmıştı. Ah Mehmet Ali, ah! 6 seneme mal oldun! Gerçi ne alaka hala kestirebilmiş değilim. Şimdi tasarım okuduğumun bilincinde mi acaba, neme lazım siz hatırlatmayın. Baba ben ENDÜSTRİYEL tas. ‘da okuyorum :)
        Şimdilik herkese ii geceler, tatlı rüyalar.

Cuma, Şubat 03, 2006

Hocamdan davetiye aldım :)

Cumartesi galiba emin değilim ama içmeye gitçez hocama Küçük de bir davetiye yapmış, çok şirin Ama kimseye vermiyo öle! Kendimi özel hissettim, ne küsel di mi ama.

Perşembe, Şubat 02, 2006

Biri

Thanatos! (iBook)
moda tasarımından bi hatun
sanat tarihi ve stüdyoya geliyo
dur tarif ediyim
yüz güzeli
burnunda çok küçük bi hızma var
üzerinde siyah beyaz bi palto var hiç çıkarmıo
ve çantası o da %80 çıkmıo
bayılıyorum kıza
ve gözlerine baktığım her saniye saatlerce hikaye yazabilirim
(heyecanlandım)


kenshin

abi muhabbeti ilerlet bence o kızla

Thanatos! (iBook)
işte löpdedenek atlanıcak bi hatun değil
içinden herşey çıkabilir
melek de şeytan da
ben ikisini birden içinde eşit barındırabilenini severim

Reklamlar 13+ (1)

        Erkekler soyunma odası; altına siyah havlu sarmış bir erkek duvarı dinlemekte, diğer erkekler onun etrafında garip garip ona bakmaktalar. Kamera duvarın diğer tarafına geçer ve orada da kızlar soyunma odası ve duşları vardır, kızların kimisi makyaj yapmakta kimisi duş almakta, kimisi giyinmektedir. Kamera yeniden duvarı dinleyen kişiye yönelir. Altına havlu sarmış bu şahıs birden durur, doğrulur ve arkadaşına gülümseyip elini uzatır. Arkasında duran arkadaşıda pis bir şekilde sırıtıp, duvarı dinleyene bir CRUNCH verir. Daha önce duvarı dinleyen bu mahluk şimdi de elindeki CRUNCH’tan sert bir şekilde bir ısırık alır “crunchhh!” diye bir ses çıkar ve o anda ruj yapan kızın eli kayar yüzünü boyar. Bizim mahlukat bi ısırık daha alır “crunchhhhh!” bu sefer de kızların duş camı şangır şungur aşşağı iner. Sonra bizim siyah havlulu mahlukat sanki bi bok yermişcesine daha pis sırıtarak aklıma bişey geldi çocuklar şeklinde bir duruş ve bakış içine girmeye çalışır (aklı olsa kesin başaracaktır bu bakışı) ve bir ısırık daha alır “CruNChhHHH!”! Bu sefer duvar yıkılır ve kızlar erkekler bölmeleri diye bişey kalmamıştır. O sırada bunların seviyesinde bir hatun ve ekürisi pis bi şekilde sırıtır ve erkek olan mahlukatın elinden CRUNCH’ı alır ve adamın penisine bir bakış atar, erkek şaşkınlık ve korku içinde bakış atar. Tam o anda erkeğin başında bir paspas patlar ve ardından bir ses “len! ırıspı çocuuu! babanın mı lan buralar, sen mi ödeyecen bunların parasını, ...sını sittiğimin pizevingi!...” diyerek. “crunch, cronchhhh, dranchhhh” şeklinde, o bizim siyah havlulu mahlukatın ağzını burnunu dağıtır, tüm coğrafyasını değiştirir. Artık ne havludan ne de mahlukatlardan eser kalmamıştır. Sadece bizim hademe ve sinirle yediği CRUNH’ı....

        Bir üniversite kantini, bir çocuk koridordan yaylanarak kantine girer, ona buna selam verir, tam arkadaşlarının yanına giderken, kocaman masada yalnız oturan bir çocuk görür. Hemen oradan bir 3Ü1 ARADA kapar ve yalnız oturan çocuğun yanına gider “bunu içmeye, seni de ortama hazırlamak gerek!” der. Yalnız oturan çocuk içinden “Dö la vuk sen mi beni hazırlayacaksın” der ama nezaketen bir şey söylemeden gülümseyerek kalkar yerinden, nescafe makinasının yanına giderler orada kahvelerini hazırlarlar, masada yalnız oturan çocuk bir yudum alır içinden “sanki ilk defa içiyorum! neyse çocuğu tanımıyoz, bozmayalım” der ama yüzüne “çok güzelmiş!” der. Aynı anda arkadan bir bayan sesi duyulur “di mi?”. Neyse hep berabercene kızların çoğunlukta olduğu bir masaya otururlar, daha önce yalnız olan çocuk aklında yalnızlıktan biriken şeyleri bir bir dışa dökmeye başlar “şimdi geçen gün bi mustang gördüm, taaaam mı? bende de doğan SLX var, neyse yokuş yukarı gidiyodum, mustang da karşıdan geliyordu, adamın önüne bir kırmışım direksiyonu, walla herif son anda durdu, neyse hemen el frenini çekip bi 187 derece dönmüşüm taaaam mı? sonra yokuş aşşağı kaptırdım, tabii araç ağır bende ii kullanıyom bi baktım dikiz aynama adam toza karışmış sonra..........” o sırada bunları dinleyen kız içinden şunu demektedir:
        -Ne diyo lan bu dalkavuk, ne diyosa diyo canım banane, sonuçta 3Ü1 ARADA içiyo...

Gizli Özne

Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...