Nehir’le internetten konuşurken açılan bir mevzu bu. Bazı yerlerde onun cümleleri var ama onları kestim çünkü bilmenizi ister mi bilemedim. Son zamanlarda suratım biraz asık onunla ilgili bir yazı, daha çok...
ben dışı temiz çöp tenekesi gibiyimdir
hani bombaları atar içinde patlatırlar da bişey olmaz ya
benim patlama aşamasında zaten hepsi teker teker patlıyor
ama bari insanlar zarar görmesin diye kapağı açmıyom
(Çöp tenekesi benzetmesinden sonra konu değişiyor filan, çöp tenekesi yerine kiilitli bir çekmeceden bahsediliyor, ama esas fikir aynı kalıyor)
benim çekmece çoktan dağıldı
herşeyi çöpe attım ve çöpü halının altına sakladım
görünmeyecek bir durumda değil ama ben görmemezlikten geliyorum
üstüne basıyorum yanlışıkla
ayağımı kesip kanatıyo ben sanki hiç bişey olmamış gibi yoluma devam ediyorum
o kadar zaman oldu ki halının altına gireli bunlar artık o bembeyaz halı kırmızı oldu
ben sana söylemediğim sürece onu hala beyaz olduğuna inanıyorum
şimdi ayağımda nasırlar kırmızı halının üstünde zıplasam bile bişey olmuyo, ayağımı hiç hissetmiyorum, kan basıncım düşüyo bazen o zaman ayağıma bakmak aklıma geliyo, ama sadece ayağıma bakıyorum, neyin kestiğini düşünmemek için elimden geleni yapıyorum.
ama o kadar alışmışım ki odamın bu haline sanki toplu olsa kendimi boşlukta hissedicem.
bi ara birisi girdi hayatıma
temizlemeye başladı bir kenarından
ama ben o kadar alışmışım ki, yardım etmedim ona
ve o da ayağım kesildikçe ayağımı iyileştirmeyi seçti
sonra yoruldu, hemde çook yoruldu ve gitti, üzülsede çıktı hayatımdan.
çekmecem yok artık
onlar çoooooktan küflendi ve toza karıştı
un ufak oldu
ben o halıyı kaldıramıyorum
neyle karşılaşacağımı bilmiyorum
düşünsene halının altından bile ayağımı kesiyo....
Cuma, Mart 17, 2006
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Gizli Özne
Sürekli dönüp dönüp onun yazdıklarını okuyorum. Facebook'ta onun resimlerine bakıp duruyorum, beraber yazışmalarımızı yeniden yeniden...
-
Nedense canım sıkıldıkça yazıyorum ve sonuçta sizin de canınızı sıkacak bir şeyler yazmış oluyorum. Biraz kitap okuyayım dedim, kita...
-
Photographs by Bora & Özgür Ulutaş, but registered by Bora Ulutaş. Don't use... :)
-
Aslında aklımda pek bişey kalmadı İstanbul gezisinden, sadece bir iki isim ve sıkıntılı bir dönüş yolculuğu. Bir önceki yazı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder